Hukuk yargılamasında davaların makul sürede sonuçlandırılması ve yargılama sürecinin belirli bir düzen içinde ilerlemesi esastır. Bu amacın bir yansıması olan “teksif ilkesi” uyarınca, tarafların delillerini kural olarak dilekçeler aşamasında sunmaları gerekir. Ancak maddi gerçeğe ulaşma çabası ile usul kuralları arasındaki hassas dengeyi korumak adına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 145. maddesi ile bu katı kurala istisnai bir "emniyet supabı" bırakılmıştır.
Genel Kural: Delil Sunma Zamanı
6100 sayılı HMK sistematiğinde delillerin (belgelerin) dava ve cevap dilekçeleriyle birlikte sunulması zorunludur. Dilekçelerde belirtilen ancak henüz sunulmayan belgeler için mahkeme, ön inceleme duruşmasında taraflara iki haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde sunulmayan delillere, kural olarak tahkikat aşamasında bir daha dayanılamaz ve tarafların o delilden vazgeçtiği kabul edilir.
HMK 145 Kapsamında İstisnai Haller
HMK Madde 145/1 hükmüne göre, taraflar kanunda belirtilen süreden sonra kural olarak delil gösteremezler. Ancak mahkeme, aşağıdaki iki şarttan birinin varlığı halinde yeni delil sunulmasına izin verebilir:
Yargıtay Uygulamasında "Sıkı" Denetim
Yargıtay kararlarında, HMK 145. Maddenin her unutulan delili kurtaracak bir yol olmadığı sıklıkla vurgulanmaktadır. Emsal kararlar ışığında şu hususlar kritik önem taşır:
Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler
HMK 145 uyarınca delil sunma talebinde bulunan tarafın, sadece delili sunması yeterli değildir; bu delili neden süresinde sunamadığını somut vakıalarla ispat etmesi ve yargılamayı geciktirme amacı taşımadığını mahkemeye açıklaması gerekir.
Sonuç olarak;
HMK 145, dürüstlük kuralına uygun davranan ve elinde olmayan sebeplerle deliline geç ulaşan tarafları korurken, yargılamayı uzatmayı amaçlayan veya ihmalkâr davranan taraflara karşı usulün disiplinini korumaktadır. Adil bir yargılama için delillerin vaktinde ve eksiksiz sunulması davanın kaderini belirleyen en temel unsurdur.
Av. Arb.Cengiz SERTTAŞ