Unutulma Hakkı

                 1-     GİRİŞ

 

        Unutulma hakkı, yakın geçmişten itibaren duymaya başladığımız, yakın gelecekte de oldukça sık duyacağımız bir kavramdır. Her ne kadar mevzuatımıza yeni sayılacak bir zamanda girmiş olsa da hızla kendisine ait yerini dolduracak ve kişisel hak ve hürriyetlerin önem arz ettiği, özellikle özel hayatın gizliliği ile ilgili, üzerinde çokça fikirlerin tartışıldığı bir dönemde münhasır bir yer edineceğini de belirtmek isteriz.

 

Bu kısa makalemizde unutulma hakkının hukuki, tarihi ve içtihadi gelişiminden ziyade, bu hakkın mevcut kapsam ve çerçevesi ile mevzuatımızdaki kanuni dayanağının altının çizilmesi amaç edinilmiştir.

 

 

             2-     GENEL OLARAK

 

Belirtmek gerekir ki, kişisel bilgilerinizin isteğinizin dışında herhangi bir yerde bulunması, hele hele bu bilgilerin içerik olarak eskimiş, hatta saklanmasının kanuni dayanaktan yoksun kalmış olması, bu bilgilerin, mevcut ve gelecekteki hayatınızı olumsuz etkileme ihtimali elbette ki sizi rahatsız edecektir.

 

  

Düşünün ki, işlemiş olduğunuz bir suç, belirli bir süre geçtikten sonra adli sicilinizden silinebiliyor. Ancak işlemiş olduğunuz bu suçun işlendiği tarihlerde bir internet sitesinde ya da sitelerinde haberiniz yer alıyor. Adli sicil kaydınız silindiği halde dijital ortamdaki bu haberler sürekli sizi takip ediyor. Belki iş başvurularınızda insan kaynakları departmanı tarafından görülerek, belki evlenmek üzere iken eşiniz tarafından görülerek, belki iyi bir iş bağlantısı yapacak iken karşı firma yetkilileri tarafından görülerek bir anda artık sizi takip etmemesi gereken ve şahsi haklarınıza zarar veren bu dijital ortamlar size zarar veriyor.

 

Elbette ki sinir bozucu ve kişilik haklarınıza zarar verici bu duruma, insan haklarına saygılı bir toplum hedefleyen modern dünyanın sessiz kalması düşünülemezdi. İşte bu yüzden son yıllarda, özellikle 2012 yılının başından itibaren hukuk dünyamıza UNUTULMA HAKKI diye bir kavram kazandırılmıştır.

 

Unutulma hakkı, kişinin geçmişini kontrol edebilme hakkıyla ilgilidir. Kişiye, geçmişte bir şekilde kendisi ile ilgili olan bir bilginin, kişisel haklarının korunması amacıyla sınırsız bir şekilde toplum hafızasında kalmasını önlemek amacıyla verilmiş bir haktır.

  

Unutulma hakkı, başkalarının bilmesini istemediğimiz kişisel verilerimizin bulundukları ortamdan silinmesini veya yayılmamasını isteme hakkıdır. Şahsımıza ait bu verinin eğer topluma kazandıracağı üstün bir yarar yoksa yani bir KAMU YARARI yoksa bu verinin bulunduğu ortamdan silinmesinin ve toplum hafızasından yok edilmesinin bir kişilik hakkı olduğu çok açıktır.

 

 

              3-     UNUTULMA HAKKININ KANUNİ ALTYAPISI

 

Aslında bu husus, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ve Türk Anayasası’nda hüküm altına alınmıştır. Ancak bugüne kadar çok da fazla bilinmediğini, ya da belki de daha doğru bir anlatımla bilinen hususların hukuki altyapısının toplumca çok fazla bilinmediğini görmekteyiz.

 

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde unutulma hakkının altyapısının, özel hayata saygı olarak kabul edildiğini görmekteyiz. 

 

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin, “Özel ve Aile Hayatına Saygı” başlığı altındaki 8.maddesi aşağıdaki şekildedir;

 AİHS Madde 8: Özel ve aile hayatına saygı hakkı

 

1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

 

2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.

 

          Görüldüğü gibi, AİHS, özel hayatın gizliliğine, ancak ve ancak ulusal güvenlik, toplumun üstün yararı gibi ilkeler söz konusu ise müdahale edilebileceğini belirtmiştir.

 

Anayasa’mızın, “Özel Hayatın Gizliliği” başlığını taşıyan 20. Maddesinde ise;Herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Herkes kendisi ile ilgili verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu Hak kendisi ile ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme bu verilere erişme bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel verilerin korunmasına ilişki usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”  Hükmü yer almaktadır.

         Yukarıdaki Anayasa maddesinden de anlaşıldığı üzere, AİHS’nin 8.maddesi ile uyumlu olarak özel hayatın gizliliği korunmuş, ayrıca son yıllarda hukuk hayatımıza giren ve çok da önem arzeden Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun da Anayasal dayanağı olan, “herkesin kendisi ile ilgili kişisel verilere ulaşabilme, bu verileri talep etme, kişisel verilerin amaçlar doğrultusunda kullanılmasını kontrol ve amacın dışında kullanılan ve/veya artık amaca herhangi bir hizmet etmeyen kişisel bigilerin kişisel veri kayıt ortamlarından silinmesini talep etme hakkı” açıkça belirtilmiştir. 

 

Türk Medeni Kanunu 24'üncü maddesinde de şu hüküm yer almaktadır:

 “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanun verdiği yetkisinin kullanılması sebeplerinden biri ile haklılık kılınmadıkça kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” Şeklinde hüküm yer almaktadır.

 

AİHS, Anayasa ve kanunlarımıza girmiş özel hayatın gizliliği ve kişisel veri kavramı, Türk Medeni Kanunu’muzda da düzenlenmiş ve kişilik haklarımıza saldırılar olduğu takdirde bunun önlenmesi ve cezalandırılmasının önü açılmıştır.

 

Daha özel bir kanun olan 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (KVKK) 1.ve 2. Maddesinde bu hususun kapsamı da şu şekildedir

 

Bu Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır."

 

Görüldüğü gibi, KVKK, kişisel veriyi gerçek kişilere ait veri olarak tanımlamış, veriyi kaydeden kişilerin ise gerçek ve tüzel kişi olabileceğini belirtmiştir.

 

Bu kanun ile artık kişisel olarak işlenen verilerimizin bir ortamda bulunmasının kontrolü şahsi olarak bizim elimizde iken, bu verileri elinde tutan kişilerin de belirli bir amaç dışında tutmuyorsa ve bu amaç eğer hukuki bir dayanaktan yoksun ise, bu kişisel verinin kayıt ortamından silinmesinin de zorunlu olduğu bir zemine oturmuştur.

              Buna göre bir kişisel veriyi herhangi bir hukuki sebep olmadan elinde tutan kişi, bu veriyi ya re’sen yani kendisi, ya da kişisel verisi işlenen kişinin talebi ile silmek zorundadır. Kanuni dayanağın sona ermesi de artık hukuki sebebin sona erdiğini ve hukuki dayanağın kalmadığını, dolayısıyla verinin silinmesi gerektiğini göstermektedir.

 

Görüldüğü gibi, KVKK öncesi sadece dijital ortamlardan silinmeyi ifade eden Unutulma hakkı, KVKK ile artık kayıt ortamlarının niteliği önemli arzetmeden hukuki dayanak ortadan kalktıktan sonra, belirli bir süre içinde hem şekli ayırt etmeksizin her türlü kayıt ortamlarından, hem de bu kayıt ortamlarının uzantılarının ve kopyalarının da olduğu tüm ortamlardan yok edilmesini kapsamaktadır.

 

Yakın geçmişteki Avrupa örnekleri daha çok, unutulma hakkının genellikle dijital ortamdan, hatta neredeyse tamamen internet ortamındaki güncelliği ve kamu yararı bitmiş, kanuni takibi yapılmış ve sonuçlanmış ya da artık haber niteliği kalmamış, ancak kişisel olarak hak ve itibar kaybına yol açan kişisel verilerin internet ortamından kaldırılması talepleri ile ilgilidir. 

 

Unutulma hakkı ilk olarak, 2012 yılının başlarında Avrupa Komisyonu’nun Adalet ve Vatandaşlıktan Sorumlu Üyesi Viviane Reding’in açıklamalarıyla gündeme gelmiştir.

 

Bu husustaki ilk dava da emsal teşkil edecek bir dava olup, içeriği kolaylıkla internet sayfalarından bulunabilecek 2014 yılında Google’a karşı açılmış davadır.  (Bknz. Google Spain SL, Google Inc - Agencia Española de Daececón de Datos, Mario Costeja González Davası-2014)

 

Detayına girmeyerek belirtelim ki, unutulma hakkı bu dava ile hukuk dünyamıza girmiş ve günümüze kadar yapılan binlerce dava ile hak kayıpları yaşayan kişilerin kişisel verileri internet ortamından ve dijital ortamlardan silinmiştir.

 

Türkiye’de de yukarıda belirtilen AİHS, Anayasa’mız, Türk Medeni Kanunu’muz ve KVKK ile kişisel verilerin artık UNUTULMA HAKKI kapsamında kayıtlı oldukları ortamlardan, hukuki dayanağı ve üstün kamu yararı yoksa silinmesini hüküm altına almıştır.

 

Türk yargısında ise içtihadi olarak unutulma hakkına ilk olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.6.2015 tarihli kararında rastlamaktayız. Unutulma hakkı bu kararda, Avrupa Adalet Divanı kararına atıfta bulunularak tanımlanmış ve “üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan ve geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı” denilerek çerçevesi çizilmiştir.

 

Unutulma hakkı kapsamında şahsi verileri kaydeden gerçek ve tüzel kişilerin de bu verileri KOPYALARI VE UZANTILARI DAHİL TAMAMEN SİLME VE YOK ETME sorumluluğu altına girdiği, bu sorumluluğa uymayanların ise çok ciddi cezai yaptırımlarla karşı karşıya geleceği kanun kapsamına alınmıştır.

 

Avrupa örnekleri doğrultusunda Türkiye’de de birtakım başvurular yapılmaya başlanmış ve sonuçlar alınmaya başlanmıştır. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurularda emsal kararlar çıkmaya başlamış ve bu hususta kanuni dayanakların dışında içtihat oluşturacak kabuller de hukuk dünyamıza girmiştir. Yine çok detaya girmeden aşağıda da sıraladığımız birtakım kabuller, hem Yargıtay Kararlarında hem de Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurularda, içtihadi olarak ortaya çıkmıştır.

 

-          Suç işlediğine dair haberlerin yer aldığı internet sitesindeki haberler, kişinin ilgili ceza davasından beraat alması nedeniyle kaldırılmasını gerektirir.

 

-          Geçmişte yer almış bir habere aradan oldukça fazla zaman geçmiş olmasına rağmen ve güncelliğini de yitirmesine rağmen günümüzde ulaşılması ve kişinin günümüz şartlarında bu eylemi (suç unsuru/ya da eleştirel bir beyanı vs. ) gerçekleştirmiş gibi gösterilmesi basın ve ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilemez ve bu haberin kaldırılması gerekir.

 

-          Kişisel bir suç eyleminin kişinin kendisini topluma anlatma gayesi içinde olan bir kişi olmadığından (siyasetçi, sanatçı gibi), suç kayıtları da devletçe zaten kayıt altında tutulduğundan üzerinden zaman geçmiş haberin kaldırılması gerekir.

 

-          İstatistik ve bilimsel bir amaca hizmet etmeyen kişisel verilerin silinmesi gerekir.

 

-          İfade ve basın hürriyeti ile kişilik hakları karşılaştırıldığında kişilik hakları daha üstün bastığı takdirde unutulma hakkının kabulü gerekir.

 

-          Haberin içeriğinin doğru olmaması da kişilik haklarına zarar verici nitelikte olup, dijital ortamdan kaldırılması gerekir.

 

Haberin üzerinden “uzunca bir süre geçmesi” tanımı muğlak olup, bugüne kadar uzunca bir süre kavramının içeriğindeki “uzun süre”nin tanımı yapılmamıştır.

 

Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin (Karar No: 2018/13080 ) verdiği bir kararda, haberin üzerinden 9 yıl geçtiğini ve diğer kriterler de birlikte değerlendirdiğinde kişilik hakları açısından unutulma hakkının kullanılabileceği kararını verdiğini görmekteyiz.

 

Oldukça sübjektif görünen “uzunca bir süre” kavramının, olayın niteliğine göre değişeceğini söyleyebiliriz.

 

Dijital ortamdaki ve internet ortamındaki haberler için bu “süre” kavramı muğlaklık ifade etmesine rağmen, KVKK kapsamında düzenlenen kişisel veri envanterinde belirtilen saklama süresinin sonundaki imha süresi içerisinde kişisel verilerin imha edilmesi zorunluluğu, farklı kayıt ortamlarında kişisel verileri tutan (kaydeden) kişiler ve firmalar açısından bir kesinlik ifade etmektedir.

 

         4-     SONUÇ OLARAK;

 

Unutulma hakkı, özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirilen bir hak olup, kişinin kendi rızası olmadan, bilimsel bir amaçla dahi olsa kendisine ait bilgilerin açıklanmasının, yayılmasının ve başkaları tarafından ulaşılmasının önlenmesi amacıyla, eğer üstün bir kamu yararı yoksa, kişinin mahrem bilgilerinin korunmasının insani ve hukuki hakkı olduğu gerçeğinden hareketle, bu bilgilerin bulunduğu ortamlardan, bu ortamların her türlü uzantılarından ve her türlü kopyalarından silinmesi ve yok edilmesidir. 

 

Unutulma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8.maddesinde, Anayasa’mızın 8.maddesinde, Türk Medeni Kanunu’muzun 24.maddesinde ve 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun kapsamını belirten 1. Ve 2. Maddesinde ve cezai hükümler içeren 17.maddesinde güvence altına alınmış ve hukuki dayanağa kavuşturulmuştur.

  

Dolayısıyla herkes, rızası olmadan, tutulmasının kanuni bir dayanağı olmayan ya da kalmayan, toplumun üstün yararına da hizmet etmeyen herhangi bir kişisel verisinin bulunduğu kaydın, bulunduğu ortamdan kaldırılmasını ve yok edilmesini isteme hakkına sahiptir.

 

Bu verileri dijital haber ve URL ortamında bulunduran kişiler de, ilgilinin talebi halinde, herhangi bir kanuni dayanağı olmayan ve kalmayan, toplum yararına da hizmet etmeyen, ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirildiğinde ise, kişi hak ve hürriyetleri ve özel hayatın gizliliği “daha ağır basan” her türlü haberi bulunduğu dijital ortamdan kaldırmak zorundadır.

 

KVKK Kapsamında ise, yine aynı şekilde, kişisel verileri işleyen kişiler, kanunen tutulmasına gerek kalmamış ise (örneğin iş kanunlarına göre saklanma süresi sona ermiş ise), kanuni dayanağı yok ise, kanunen zorunlu olmayan bir kişisel veriyi herhangi bir kayıt ortamında tutuyor ise, bu veriyi kişisel veri envanterinde belirtilen imha süresi içinde veya ilgili kişinin talep ettiği imha şartları uyuyor ise ilgilinin talebi üzerine, her türlü kayıt ortamından (dijital ve kağıt ortamı ve diğer her türlü ortamlardan, mesela flash diskler, taşınabilir hafızalar, serverlar vb.) silmek ve yok etmek zorundadır. 

 

 Av. Cengiz SERTTAŞ


 

  

 YARARLANILAN KAYNAKLAR

 

 

 1-       Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

 2-       Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

 3-       Türk Medeni Kanunu

 4-       6698 Sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu

 5-       İstanbul Barosu Eylül-Ekim 2019 cilt 93 Sayı 2019/5 “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Unutulma Hakkı -Canberk Yıldırım”

 6-       Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 2017/5325 Karar Nolu Kararı

 7-       Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/6/2015 tarihli ve E.2014/4-56, K.2015/1679 sayılı kararı

 8-       Anayasa Mahkemesi’ne 3/3/2016 - 2013/5653 N.B.B. tarafından yapılan bireysel başvurusu

 9-       Av.Baran Doğan “Unutulma Hakkı Nedir? Türkiye’de Unutulma Hakkı”

 10-   Unutulma hakkının tanımı, kapsamı ve tarihçesi, Eren Sözüer, Unutulma Hakkı: İnsan Hakları Hukuku Perspektifinden Bir İnceleme, İstanbul, 2017: On İki Levha Yayıncılık)

 11-   https://www.konsepthukuk.com/kisisel-verilerin-korunmasi/unutulma-hakki-ve-kvkk

  

 


 
Avukat Cengiz SERTTAŞ
Arena Yazılım

Yol Tarifi