TAKLİT VEYA SAHTE MAL KAVRAMI VE DOKTRİNDEKİ DURUM

Çoğunlukla marka tecavüzü davalarında ve savcılık şikayetlerinde markaların taklit veya korsan mal olduğu hususu vurgulanmakta ve bu hususlarda mahkemeler bu konuda uzman bilirkişilere yani marka vekili bilirkişilere başvurmaktadır.

 

Ancak, taklit veya sahte mal kavramı, sadece marka kanunlarına vakıf bilirkişiler tarafından irdelenemeyecek kadar geniş bir kavramdır.

 

Aşağıda bununla ilgili önemli birkaç husus okuyucunun dikkatine sunulmuştur.

 

SINAİ MÜLKİYET KANUNUNDA TAKLİT MAL KAVRAMI

 

Taklit ya da sahte mal kavramı, Sınai Mülkiyet Kanunu’nda tanımlanmamıştır.

 

Taklit ya da sahte mal kavramından ne anlaşılması gerektiği hususunda TRIPS anlaşmasının 51.maddesiyle, Gümrük Yönetmeliğinin 100.maddesine bakmak gerekmektedir.

 

TRIPS anlaşmasının 51.maddesinin dipnotundaki tanımlamaya göre “sahte markalı mal” ibaresinden “bu mallar için geçerli olarak tescil edilmiş bir markaya benzer veya esas unsurları ile bu markadan ayırd edilemeyen bir markayı izinsiz olarak taşıyan ve bu nedenle ithalat yapılan ülkenin yasaları kapsamında söz konusu markanın sahibinin haklarını ihlal eden mallar” ve “bu malların ambalajları”nın anlaşılması gerekmektedir.

 

608/2013 sayılı Yeni AB Gümrük Tüzüğü’nün 2/5-a maddesindeki tanımlamaya göre taklit mal, ambalajları da dahil olmak üzere, aynı mal veya hizmetler bakımından geçerli bir şekilde tescil edilmiş, markanın aynısını yada bu markanın esaslı yönleri bakımından ayırd edilemeyecek bir markayı izinsiz olarak taşıyan ve topluluk tüzüğü gibi topluluk hukukunda marka sahibine sağlanan hakları ihlal eden mallar ile, ayrı bir şekilde sunulmuş olsa bile belirtilen koşulları logo, etiket, sticker, broşür, kullanma klavuzu, garanti belgesi dahil olmak üzere üzerinde bir marka sembolü bulunan ürünler ve ayrı bir şekilde sunulmuş olan ve aynı koşullardaki ambalaj malzemelerini ifade eder.

 

Gümrük yönetmeliğinin 100/1-c maddesindeki tanımlamaya göre ise “sahte eşya”ambalajı da dahil olmak üzere, yetkisiz olarak hak sahibinin aynı tip eşya için geçerli tescilli markası ile aynı ticari markayı veya esas yönleri itibariyle bu ticari markadan ayırd edilemeyen bir ticari markayı taşıyan ve bu yolla fikri ve sınai hakların korunması mevzuatına göre güvence altına alınan hakları ihlal eder nitelikteki eşyayı, sahte eşya ile birlikte veya ayrı olarak birinci alt bentte belirtilen eşya ile aynı koşullarda gümrüğe sunulan logo, etiket, sticker, broşür, kullanım klavuzu, garanti belgesi gibi her türlü marka simgesinin ve bunların ambalaj malzemelerini ifade eder.

 

Buna göre bir malın sahte olduğunun kabul edilebilmesi için önemli olan husus, markanın aynısının veya esas unsurları itibariyle ayırd edilemeyecek kadar benzerlerinin mal üzerine, marka sahibinin izni ve bilgisi dışında konulmuş olmasıdır.

 

Bu nedenle malın işçilik kalitesi her zaman için belirleyici değildir.

Hatta bir malın üzerinde üretici bandrolünün bulunmaması da tek başına o malın taklit olduğunu göstermeye yeterli değildir. (Yargıtay 11.HD-29.11.2012 tarihli 2011/12900 E-2012/18637 K)

 

Taklit olduğu iddia edilen bir malın, işçilik ve malzeme kalitesi bakımından orjinal olarak gösterilen maldan daha iyi olması, o malın orijinal olduğunu göstermeye de yeterli değildir.

 

Malın ithalat ve satış fiyatının nispeten düşük olması da malın taklit olduğunu göstermeye tek başına yeterli değildir. Zira özellikle lüks tüketim mallarında eski sezon ve eski model orijinal mallar, üretildikleri ülkelerde çok ucuz fiyatlardan elden çıkarılarak stoklar eritildiği durumlarda, bu mallar paralel ithalat yapan firmalar tarafından paralel ithalat yoluyla Türkiye’ye ucuz fiyatlardan getirilerek resmi distribütörler tarafından satılan ürünlerin aynısından daha ucuza satılabilmektedir.

 

Dolayısıyla bir malın taklit (sahte) veya orijinal olup olmadığı incelenirken önemli olan, o mal üzerine markanın, marka sahibinin izni ile ve onun bilgisi dahilinde konulup konulmadığıdır.

 

Bu nedenle bir malın taklit olup olmadığı mahkemelerce incelenirken şüphe ve itiraz halinde, yapılacak teknik muayene ve karşılaştırma ile yetinilmemeli gerekirse malın satın alındığı, ithal edildiği firmalar ile marka sahibi veya lisans yoluyla üretim ve satış yana firma arasındaki zincirde herhangi bir eksik halka olup olmadığı gerekirse taklit olduğu iddia edilen mal, yurt dışında olsa marka sahibi firmaya gönderilerek görüşü sorulmalıdır.  (Türk Marka Hukuku-İsmail Çolak, 4.baskı, sayfa 468 vd.)

 

SONUÇ OLARAK

 

Kısaca belirtmek ve özetlemek gerekirse;

 

1-   Malın üzerinde üretici firmanın etiketinin olmaması, o malın taklit olduğu anlamına gelmez.

2-   Malın fiyatının tek başına fiyatının, o markalı aynı ürünlerden daha ucuza satılması da o malın taklit olduğu anlamına gelmez.

3-  Malın orijinal olup olmadığı hususu tek başına marka vekili bilirkişiler tarafından takdir edilebilecek bir husus değildir. Çünkü taklit olduğu iddia edilen ürün sektöründe bir sektörel bilirkişi tarafından bu konunun incelenmesi gerekmektedir. Örneğin tekstil ürünü ise bir tekstil mühendisi vb. gibi sektörel bilirkişi incelemesi de gerekmektedir.

4-   Bir malın kalitesi de taklit olduğu için gösterge değildir. Çünkü bazen orijinal ürün ile aynı kalitede hatta daha kaliteli ama taklit ürünler dava konusu olabilmektedir.

5-   Taklit olduğu iddia edilen malın satın alındığı firmaların üretici ile bağlantısı araştırılmalıdır. Hatta üreticinin de bu hususta bilgisine başvurulmalıdır.

6-   Ve en önemlisi, sahte ya da taklit mal, üzerindeki markanın üreticisinin bilgisi ve izni dahilinde konulmamış olması halinde hukuken ortaya çıkar.

 

Yukarıdaki hususlar, taklit ya da sahte mal hususunda Cumhuriyet savcılığına şikayet dilekçesi sunacak veya Sınai Mülkiyet Hakları Mahkemesinde dava açacak kişiler için davanın istem doğrultusunda sonuçlanması için hayati önem arzetmektedir.

 

 

   Av. Cengiz SERTTAŞ

   Patent ve Marka Vekili/Bilirkişi

   Muhasebe ve Finansman Bilim Uzmanı (MBA)

 

 

 

 

 


 
Avukat Cengiz SERTTAŞ
Arena Yazılım

Yol Tarifi