1. Giriş: Tescil ve Değerleme Kavramları
Uygulamada marka tescili ile marka değerlemesi sıklıkla birbirine karıştırılsa da, bu iki kavram birbirinden tamamen farklı hukuki gerçekliklere dayanır. Marka tescili, bir işaretin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında hukuki koruma altına alınmasını ve sahibine münhasır haklar sağlamasını ifade ederken; marka değerlemesi, bu hakkın ticari hayattaki ekonomik karşılığını analiz eder. Başka bir deyişle, tescil markanın varlığını, değerleme ise markanın ağırlığını ölçer.
2. Tescilsiz Bir Markanın Değerlemesi Yapılabilir mi?
Hukuki açıdan bakıldığında, tescilsiz markalar için de belirli durumlarda bir "ticari marka değeri" söz konusu olabilir. Ancak bu değerleme sonuçları, tescilli bir markaya kıyasla çok daha kırılgandır. Tescilsiz markaların değerlemesinde karşılaşılan temel engeller şunlardır:
3. Muhasebe Standartları (TMS 38) Açısından Durum
Uluslararası (UMS 38) ve Türkiye Muhasebe Standartları (TMS 38) uyarınca, bir markanın mali tablolara (bilançoya) varlık olarak yansıtılabilmesi için maliyetinin güvenilir bir biçimde ölçülebilmesi ve işletme tarafından kontrol edilen tanımlanabilir bir varlık olması şarttır.
İşletmelerin kendi bünyelerinde oluşturdukları (içsel) marka değerlerinin bilançoya yansıtılmasına, objektif bir ölçüm standardı bulunmadığı gerekçesiyle izin verilmemektedir. Bir markanın finansal bir değer olarak kaydedilebilmesi için genellikle bir işletme birleşmesi veya satın alma yoluyla (Migros'un Tansaş'ı devralması örneğinde olduğu gibi) maliyetinin somutlaşmış olması gerekir.
4. Değerleme Yapılmamasının Teknik Nedenleri
Marka değerlemesi; markanın pazar payı, algılanan kalitesi ve sadık müşteri kitlesi gibi nitel unsurların yanı sıra hukuki riskleri de analiz eder. Tescilsiz bir markada:
5. Sonuç: Tescil Olmadan Değerleme İşlevsizdir
Marka tescili ile değerleme arasında tamamlayıcı bir ilişki vardır: Tescil korur, değerleme güçlendirir. Tescil, marka değerlemesi için gerekli olan hukuki zemini sağlar. Tescilsiz bir işletme ismi için yapılacak değerleme çalışmaları, hukuki dayanaktan yoksun olduğu için uyuşmazlık süreçlerinde veya yatırım görüşmelerinde yeterli karşılığı bulamamaktadır. Bu nedenle, marka değerini ölçülebilir ve ticarileştirilebilir hale getirmek isteyen her işletmenin ilk adımı, markasını Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirmek olmalıdır
Cengiz SERTTAŞ
Türk ve Alman Barosu Avukatı
Patent ve Marka Vekili/Adli Muhasebe Bilim Uzmanı